Uzun süren bir aranın ardından ,yarın yeni mesajlarla devam etmeye başlayacağız.Mesajlarını iletmek isteyenler mail adresine yollayabilir.(Bu konuda seçici olacağımızı tekrar hatırlatmak da yarar var.)
Esen kalın.
youhave1message.
Bir şey parmağını şıklatıyor ve siz nasıl olduğunu anlamadan büyü bozuluyor.
Bir kere daha şahit oluyorsunuz beklemediğiniz anda.
Başladığı ve bittiği anı hiç tahmin edemezsiniz .Nasıl kapıldığınızı nasıl çıktığınızın zamanını hiç kestiremezsiniz .Her iki kısmıda kabul etmek kolay olmuyor tabi.Başlangıcı da sonucu da..
O anda sizden taraf olacak hiç bir şey kalmıyor.Zaaflarınız , duygularınız , hissettikleriniz bile artık sizden yana değil.Bir süre onlarla idare ettiniz çünkü.Hep bir şeyleri tetikledi onlar.Şimdi bakıyorsunuz,içinizden çıkmış,kapının önünde bekliyorlar sizi.Artık geri döndüremeyeceğinizi biliyorsunuz.Metresiniz olan acı da,sizden yana değil.O bile artık kendimi bu duruma harcamam diyip kıymet biçiyor kendisine.Ayıp olmasın diye sizden veda etmenizi bekliyorlar, samimi olan bakışın yerini donuk bir bakışa bırakıp öyle gidiyorlar.Onlar bile gidiyor..
Lafta kurtulmak istediğiniz şeyden o anda kurtuluyorsunuz ama aslında bunun olmasını da istemiyordunuz.
En son umut ölür derler ya ,aynen o hesap.Onu öldürmek de zordur,diriltmek ise mümkün değildir.
İki parmağın birbirine sürtmesi,sadece saniyelik ,tok bir ses yansıması..ama onun uğultusu dakikalar sürüyormuş gibi geliyor.Kendinizi hafif hissediyorsunuz ama o hafifliğin verdiği boşluğun ,boşluğun verdiği ağırlık da var.
En ilginç olansa ,sonuçtan başka bir başlangıca kadar olan süreçte ne yaptığınızı nasıl geçirdiğinizi hatırlayamıyorsunuz.Çünkü bedeninizden başka her şey ölüdür o süreçte.İyi haberse artık kendinize kızmanızı gerektirecek ortada birşey yok.
Sonuçtan başa dönelim şimdi.
Aslında sonda düşünülen şeyin başlangıçta yer alması gerekirken..
Ne diyoruz..Karakterler..
Alakası yok.Biz , onu alıp kendi kafamızda, spatulamızla birlikte algımızda başka bir şekilde imgeselleştirip onu gözümüze öyle getiriyoruz.“O böyle biri.”
Tamam sonra,
“-O bunları yapacak biri değil.”
Sebeb arayıp aptalı oynama.O bunları yapacak biri olmasa zaten bunu yapan biri olmazdı.
Neden ? Sen kendi kafandaki ona yakışan kıyafeti giydirip öyle gördün.”Büyü” derken bundan bahsediyoruz.Hiç bir ses, insanın iç sesinden daha kuvvetli ve etki altına alıcı değildir.Arkadaşlarınızın verdiği tavsiyeler ve teselliler hepsi sadece anesteziden ibaret bir süre oyalar sizi , sonra o ses tekrar konuşmaya başlar.
Emek mi verdin, İyilik mi gösterdin yok ben onun için neler yaptım mı diyorsun?
Hiiiiç kusura bakma arkadaşım sen hepsini kendin için yaptın.
Bir insana kendinden bir şeyler katabilirsin ama onun senin bakış açına sahip olmasını bekleyemezsin.
Karşındaki insanı olduğundan farklı ,yani kafandaki haliyle bir insanmış gibi bir biçime koymamalısınız değil koymayacaksınız.Üzgünüm, bu sizin hatanız.
En başından olduğu gibi kabul edeceksiniz her şeyi ,gerçekte ne görünüyorsa onu görüp ,algınızda oynamayacaksınız.“Benden özür dileme,beni çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattın..”Sen şunu nasıl yaparsın,vicdani yükümlülük hissettirme,uygunsuz davranışları yüzüne vurma bla bla bla…
Hayır olay öyle değil.Bunu yaptığınız zaman o insan sizden daha çok uzaklaşır.“-Benden özür dileme ,ben seni tanıdıktan sonra olduğun gibi kabul ettim.Senin bana yaptığın bir şey varsa ilk önce bu benim sorunumdur o da yanıldığım için ,sonra senin sorunun.Eğer bu sorunu ben kendi içimde halledemeyip kabul edemezsem de ikimiz için yapacak bir şey kalmamıştır.”
Sanırım ikinci cümleyle birlikte ne demek istediğimi anlatabildim.Ve ben hep ikinci cümleyi söyleyen insan oldum.
Benim sorunumdu.Çabalamama rağmen halledemedim ama demiştim ya birşey artık kopuyor.Bir şey parmağını şıklatıyor ve siz nasıl olduğunu anlamadan o büyü bozuluyor.
(Source: weneedalittlemorered)






